| Martıların Saygısı |
|
|
|
Martıların Saygısı Bursa' dan İstanbul'a geliyordum. Deniz yolculuklarımda sık görürüm, martılara simit-ekmek parçalarının atıldığını. Eskihisar arabalı vapurunda gene martıların keyifli simit kapmalarını gördüm. Hemen fotograf çekmeye yöneldim. Öyle pozlar veriyorlardı ki, orada olsanız şaşardınız. Bir ara ufuk doğrusunu unuttuğumu gördüm, düzelttim.
Bu fotograf Harem'e gelirken çektim. İstanbul martılarında göremedim ama Eskihisar'da olanları anlatayım: Ekmek kapmak için kıvrandıkları sırada çıkardıkları sesler çığlık gibiydi. İlgileneceğniz başka şeyler varsa da, unutmanızı sağlıyordu. Bir ara martıların çoğaldığını gördüm. Ama sıralanmışlardı. Sıra sıra geçiyorlardı. Olamaz dedim. Fotograf çekmeyi bırakıp izlemeye başladım. Gerçekti, sıralanmışlardı. Ekmek parçalarını atanların önünden sıra sıra geçerek o parçaları alıyorlardı. Alıyorlardı ama ötekini ezmeden ve kendi sırasına rastlayan ekmek parçasını alıyorlardı. Düşenin peşine gidebilmek için, hakkı olan sırayı bozuyordu ama gene gidip arkaya sıraya geçiyordu. Sırası olduğu halde alamayanlar hiç sırayı bozmadan ilerliyor ve gidip kuyruğun arkasına sıraya diziliyordu. Şaşkınlığımı oradakilerle paylaştım, yüksek sesle. Onlar da gördükleri gerçek karşısında hayretlerini gizleyemediler. Hele söylenen hayret sözleri daha ilignçti. * Nasıl olur ! Sıraya girmeyi nerden öğrenebilirler? * Bunlar kentli galiba! * Kentli insanlar daha acımasız, öyle düşünürsek bunlar kentli değildir! * İnsanlar unutunca, desenize martılara düştü sıraya girmek! vb. İşte bir ders daha almıştık doğadan. Böyle güzellikleri ne çok özlemişiz 2010 Türkiye'sinde.
Kentli insanların yalnızlığında bu davranışlar giderek unutuluyordu. Unutulmamaması gereken başka bir gerçek önümüzdeydi: Doğanın dengesi GÜZELLİKLErdedir. |