|
Fatma YAVUZ ile Trabzon SANATEVİ bahçesi
‘Beni çek’ diyeni
çekerim
-Sizi
tanıyabilir miyiz?
Geleceğiniz çocukluğunuzda saklıdır...
Trabzon’un Türkelli köyünde doğdum. Çocukluğum Türkelli’de
geçti, ilköğrenimimi orada tamamladım. Türkelli bana can ve
kan veren, çocukluğumu onarıp, büyüten doğduğum yer. Bir
insanın çocukluğu gelecek yaşamını belirlemede çok önemli bir
yer tutuyor. O nedenle ben hep Türkelli’de geçen günlerimi
dönüp dönüp incelediğimde; babam marangoz’du, 5 yaşında
onunla keser tutup çivi çakmıştım. Hatırlıyorum, ‘Usta
oğlum’ demişti bana. Bu söz gelecek yaşamımı belirleyen bir
durumdu. Bunun dışında çocukluğumuzda oyuncaklarımızı
kendimiz yapardık. Herkes çocukluğuna dönüp baktığında
yaşamında neler yapacağına dair ipuçları görür.
Trabzon E.İlköğretmen
Okulunu bitirdim ve 1967/ 1986 yılları arasında ilkokul
öğretmeni olarak çalıştım. İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü
Resim-iş bölümünü bitirdim. Köy yaşamından gelen biri olarak
köy resimleri yaptım. El sanatları, taş ustalığı, soğuk demir,
mobilyacılık, marangozluk (baba mesleği) üzerine çalışmalarım
oldu. Kente inince de tabelacılık yaptım. Eğitim Enstitüsü
Resim-İş Bölümünü bu birikimle ve 12 Eylül’e giden dar
yollarda tamamladım.
1987 yılında
lisans tamamlayarak orta öğretimde resim öğretmenliğine geçtim.1994
emekli olduğum yıl.
1990 yılında ‘T’ sanat atölyesini kurdum.
1991 de yüksek lisans yaptım.
Çok sayıda karma
sergi yanında, İstanbul'da bulunan Petrol-İş Sendikası
Genel Merkezi salonunda 20. kişisel sergimle resim alanındaki
yoluma devam ediyorum.
-Çocukuluğuma
dönünce dediniz...
‘İlk’lerim!
-
İlk, 6 yaşında iken; 34
yaşındaki bayana aşık olmuşum.
-
İlk resim övgüsünü, ilkokul
5. sınıfta Şükriye öğretmenimden almışım. Arkadaşlarım
söylediler.
-
İlk, öyküm ile ortaokul 1.
sınıfta Türkçe öğretmenimden, "Ömer Seyfettin" sanını
almıştım.
-
İlk, şiirim ve öyküm,
öğretmen okulunda iken edebiyat öğretmenimiz Mehmet Albayrak
denetiminde, basımını ve dağıtımını Trabzon'da yaptığımız
"Çakıl" dergisinde yayınlanmıştı.
-
İlk, okul bağlama takımında
çoban kavalımla çalmıştım.
-
İlk, Trabzon'da Ahmet Selim
Teymur, kendi yönetimindeki ‘Klasik Türk Müziği Korosu’na
beni de kabul etmişti.
-
ilk, öğretmen
okulunda öğrenci iken elitcimnastik ekibiyle Avni Aker
Stadyumunda 19 Mayıs gösterisine çıkmıştım.
-
İlk, lisanslı olarak
‘Martıspor’da basketbol oynadım. Sonra Yolspor, İdmanocağı
ve Martıspor birleşerek, Trabzonspor doğdu.
-
İlk resim sergisine bir
yağlıboya resim ile 1965 yılında Öğretmen Okulunda katıldım.
-
İlk kişisel resim sergimi
Trabzon' da açtım.
Fotoğrafçı Nimet abla
-Fotografa başlamanızı anlatır
mısınız?
Fotoğraf alanında ilk sevgimi Nimet
ablaya borçluyum. Nimet abla Trabzonlu bir fotoğrafçı.
Fotoğraftan para kazanan bir ablamız. Öğretmen okulunda
okurken bize fotoğraf çekerdi. Ben ilk defa onun fotoğraf
makinesine dokundum. Körüklü bir makine idi. O sevda ile
fotoğraf çekmeye başladım. Zaman içerisinde bu bir tutku
haline geldi. Bu gün, çektiğim fotoğraflardan, fotograf
sergisi açabiliyorum...

Oğuzeli Türkelli Müzesi
- Müze fikriniz var tabi...
Trabzon Mahmut Koloğlu Kültür Merkezinde açtığımız ‘Oğuzelli
Türkelli’ fotoğraf sergisi,
www.türkelli.com
etkinliğidir.
Ben bu sergiye
fotoğraflarımla katılıyorum. Türkelli' den 18 arkadaşımla açtığımız karma
bir sergi. Bu sergi Türkelli’nin fotoğraflarla belgeseli
niteliğinde oldu. Sergide yer alan fotoğrafları bir kitapçıkta
topladık. Bu kitap ile Türkelli’ye bir armağan vermiş olduk.
Türkelli Trabzon’un en batısında Giresun sınırında yer alan
bir köy, kültürel anlamda özü korunarak saklanması gereken bir
köy. Oğuzeli Müzesi adı altında bir müze çalışmamız
var, bu kitapçığın satışından elde ittiğimiz paraları müze
çalışmasına aktaracağız. Göçün yoğun olduğu Trabzon’da, hep
gidenler ve hiç geri dönmeyenleri konuşuyoruz. Biz de bu
şekilde kültürel bir programla köyümüze geri dönelim
istiyoruz.
Sanat orijinalliktir...
-Trabzonlu
ressam, fotoğraf sanatçısı Şakir Sağlam,
sanatçı kimdir sizce?
İnsan çocukluğundan beri gelen temeli sonradan doldurabilirse,
geliştirip, olgunlaştırıp hayata özgün (orijinal) bir şey
sunabiliyorsa o zaman sanatçı oluyor. Fotoğrafçı, müzisyen,
ressam olursunuz ama o özgünlüğü (orjinalliği) yakalarsanız
sanatçı olursunuz. Sanatsal deneyler, sanatsal eğitim,
sanatsal birikimler sizi bir olgunluğa vardırıyor. O olgunluğa
vardığınızda ortaya koyduğunuz şey de sanat ürünü olur.
‘Beni çek’ diyeni çekerim
-‘Beni çek’ nedir?
Artık gördüğünüz şey sizin için bir konu halini alır. Çok
güzel bir kız görürsünüz ama o sizin için çok güzel bir kız
değil, bir konudur. Çok güzel bir göz görürsünüz ama o güzel
bir göz değildir artık, sizin sanatsal birikimlerinize uygun
bir nesnedir. Çok güzel bir buluttur, değildir aslında bulut
o, sizin kompozisyonunuza, vizörünüze, çerçevenize uymuş, o
anda sizinle göz göze gelmiş, bakıştığınız ve o anda ‘çek
beni' ne olur’ der ve siz de artık dayanamaz ve çekersiniz
onu.

Bana her şey beni çek demez. Özel çekim noktaları vardır,
onlar ‘beni çek’ diye beklerler, siz onları ararsınız,
çevrenize bakarsınız ama göz göze geldiğiniz an deklanşöre
basarsınız. O özel anı yakaladığınızda makine size bir
araçtır.
Sanat samimiyettir
- Sanat için diyecekleriniz...
Yaptığınız sanata iyi niyet ve dostça yaklaşabiliyorsanız, o
da sizinle büyür ve gelişir. Sanat’ın bana göre tek ölçüsü
samimiyettir. Önsüz arkasız, salt sanatı yaşamak demektir
bu. Samimiyetin içinde, biraz aptallık var. Ama çıkar hesabı
hiç yok. Dostluk var, alçak gönüllülük var. Yaptığınız işin
diğer işlerle, diğer disiplinlerle bağlantısını öğrenmek
var. Örneğin ben bir fotoğrafı çekerken daha sonra o anda
gözümde kalanı tuvale döküyorum.
Üretime birikimler yön verir
-Sanatınızdan da konuşsak...
Doğadaki zıtlıklar sanatımın temelini oluşturuyor. Zıtlıklar,
bir düzen içinde dengelidirler. Denge aramaktayım.
Denge, sanatımın vardığı yetkinliğin diğer adıdır: Zıtların
bütünselliği. Biçim-renk dengesi ile içerik dengesidir bu.
‘Ben’deki biçim-renk dengesi, içerik ile bütünlenir.
İçerik ’ben’ deki- lerin dışavurumudur. Biçimlerdeki zıtlıklar
hareketli biçimler ile düz biçimlerdir.
Hareketli biçimlerin içi ton zıtlığı, miktar zıtlığı,
sıcak-soğuk zıtlığı ile doludur. Düz biçimler kendi içinde
zıtlık taşımaz. Hareketli biçimlere zıttırlar. Zaman zaman
uyum içinde olabilirler. Bu kez zıtlığı, düz biçimlerin
içindeki hareketli elemanlar sağlar. Zıt olan bu biçimler aynı
zamanda birliktirler. Resmime can veren bu kandır.
Kompozisyonun bütününü ise, boş-dolu zıtlığı kurgular. İçerik,
biçimi sarmalar. Ona can kattığı ölçüde bütünselleşirler,
yetkinleşirler. İçerik, yaşamdan anlardır.
Sanatımdaki biçimlerin-elemanların figür-süz-lü olması
anlatımımı etkilemez. İzleyicim ile ortak noktamın olması, bu
noktada buluşabilmem tercihimi belirler. Bu sanatımdan ödün
değildir. Gelecekte yapacaklarım hakkında şimdiden sözüm
olamaz. Ancak hayallerime sınır-sansür uygulamadığımda
üreteceklerimin çapı büyüyecektir. Üreteceklerime birikimim
yön veriyor. Çalışkanlığım kendime saygımdandır.
Ürettiklerimde sorumluluk bana aittir. Eleştiriye evet, hesap
vermeye hayır. İç hesaplaşma çerçevesinde, salt kendime hesap
veririm.

‘Türkelli’den Tünya’ya bir damla T’
- Birde sloganınız var...
Sanat, biçim ile içeriğin dengesidir. Böyle bir kesinlik kime
göredir? Tartışıldı yüz yıllardır. Ben biçimsellikle
uğraşırken, resmin dış biçimine yöresellik boyutunu katarak bu
dengeyi kurmaya çalışıyorum:
Türkelli-köyüm,
Trabzon-ilim,
Türkiye-yurdum olunca, bu harfi kullanmaya karar
verdim. T resimleri böyle oluşmaya başladı. Önce içi boş bir
çerçeve belirdi. Sonra içinde figürler yer kapma yarışına
girdi. Elbet - motiflerin hakkını da yemeden - yöreselliği
figür resmi verebilirdi.
İşte ben bir damlayım. Türkelli' den Tünya' ya sunduğum kendim.
Kabul görürse ne mutlu bana.
‘T’ resimleri
-Tsanat diyorsunuz...
2001 yılından beri ‘T’ resimleri yapıyorum. Benim resimlerimi
tek tuval, ikili tuval, üçlü tuval, dörtlü tuval olarak
yapılmaktayım. Tek tuval’de bir ‘T’ kendi başına oluşur. İkili
tuval birleştiğinde de yine ‘T’ oluşur. Üç tuval
birleştirildiğinde de yine ‘T’ olur. Dörtlü tuval
birleştirildiğinde de yine ‘T’ olur. Benim çizdiğim bütün
kompozisyonlarda ‘T’ harfi vardır. Eğer tek tuval ise,
kompozisyon tek ama ikili tuval ise kompozisyon ikisini
birlikte kurgular, tuvali ayırdığınızı zaman iki farklı resim
ortaya çıkar. Birleştirdiğinizde kompozisyon bir birini
tamamlar ve tek resim ortaya çıkar.
‘T’ resimleri böyle düşünülerek yapılmıştır. Bu anlamda da ‘T’
resim çalışması Dünya’da yok. Resim, geometrik biçim olarak
dörtgendir. Günümüzde daire, üçgen, oval biçimler de
kullanılmaktadır. Rönesans’ ta, dörtgen olan biçimlerle
çeşitli denemeler yapıldı. İki tuval yan yana, alt alta
birleştirildi (dipdik), üç tuval ile de farklılıklar
oluşturuldu (tripdik) denendi. Ancak bunların tümü sonuçta
dörtgendiler. Benim kullandığım tuvaller ise dörtgenin dörtgen
ile dörtgenin yarım daire ile birleştirilmesi sonucu T
oluşturması ilkesine dayanıyor. Tek tuval olabilir,
iki-üç-dört tuval birleştirilebilir.
Bu farklılığı nedeni ile sanat tarihinde bir ilk, T resimleri.
-Teşekkürler, başarılar...
Ben de teşekkür eder, başarılar dilerim.
 |