|

Salihli - Manisa
FotoALBÜMÜ Görelim
İzmir 2. Egeart Sanat Günlerinden dönüyorum.
Kemalpaşa'ya da uğradım. Salihli'ye buradan kolayca geçebileceğimi öğrendiğimde daha sevindim.Salihli bir dostumun sevgi dolu yüzünü de görmemi sağlayacak çünkü.
İzmir'den 90km, Kemalpaşa'dan 2.5 saat Salihli. Vivaldi'yi dinlerken geldiğimi farketmedim bile. Kente yakın inmeye hazırlanırken, yolun sağında bir antik kent kalıntısını gördüm. Bilmediğimden baktım ve geçtim. Büyük bir Anadolu kenti Salihli. 2006 sayımında 83 600 nüfusu. Otobüs terminalinden insan güzeli dostumu aradım. Beş dakikada yanımdaydı Fethi. Bir sarmaş yaptık ki sormayın. Arabasıyla kent içine, gazete bayiine doğru gidiyorduk. Söz arasında, gelirken bir kalıntı gördüm...der demez arabayı çevirdi ve hızlandı. Sezdim ama sustum. Uşak yolundan ilerliyoruz, 7km. sonra sola saptı. Köşede bisküvi falan aldığı dükkanda kimse olmayınca aldıklarının parasını masaya bıraktı, hadi gecikeceğiz dedi. Kısa bir süre sonra bekçisi olan antik kente geldik. Gördüğümce, buraları gezip görebilmenin en kolay yolu, gezi turları ya da özel arabanız ile olabilir. Justinyus-Artemis Her yerde olan soygun bu antik kentte de yaşanmıştır kesin. Birde depremlerin yıkımı...Sonra kültürler arası savaşlar. En korunaklı tepesinden bir iki duvar kalabilmiş günümüze. Akropol kentin merkezi. Ovada ise Artemis Tapınağı, hamam bulunuyor. Tabi burayı da Amerikal kazıcılar kazmış ki gerisini düşünmek istemiyorum. En kalın sütunlar, gezip gördüğüm antik kentlerin içinde burada, Artemis Tapınağı'nda kullanılmış. Fotograflar çekerken daha neler var, hızlan dedi Fethi. Başımı çeviriyorum, her yer bir başka kalıntı. Bir minik öykü dinlemiş buranın tanıtım çalışmaları sırasında: Kral bir gün komutanına, bu akşam davetlimsin, der. Sana öyle bir sürprizim var ki asla tahmin edemezsin. Komutan şaşırmıştır ya bir o denli de merak etmiştir. Akşam davete uyar ve krala gider. İçerler, yerler, derken komutan sorar krala sürprizini ne zaman göstereceğini. Kral çok keyiflidir. Bir koşulla der sana dünyanın en muhteşem güzelliğini göstereceğim bu gece, dünyada eşini göremeyeceğini bil. Komutan daha çok meraklanır ve koşulu kabul eder. Kral anlatır. Seni bir yere gizleyeceğim ve oradan seni çıkartana değin, orada gizlenmiş olduğunu kesinlikle fark ettirmeyeceksin. Alır götürür komutanı, yatak odasına gizler. Yatma zamanı geldiğinde olağan biçimde odasına gider ve az sonra kraliçe odaya gelir. Olağanüstü bir şey yoktur. Soyunmaya başladığında belli olur her şey. Gerçekten bu inanılmaz bir güzellik, bir şaheserdir. Kendini tutabilecek midir komutan ? İlerleyen bir saatte komutanı bir biçimde dışarıya çıkarır kral. Sabah olduğunda neler olacaktır? Kraliçe uygun bir zamanda sorar Kral’a: Yatak odamızdaki kimdi? Kral kaçamaz, doğrusunu söyler. Eşi tepki göstermez. Yine biraz zaman geçer. Komutanı çağırır ve ondan sonra unutulmaz aşklar yaşarken kısa süre içinde O’na der ki, yaşadığım sürece beni gören tek kişi olacaktır, gerekeni yap. Ve komutan Kral’ı öldürür. Gelirken dikkatimi çeken meşeliğe indim, dönüşte. Bu dağ yerde özel bir düzenleme ile karşılaştım. Meşelerin ova - dere içindeki sıralanışı, yaşları, budanışları, yapraklarının dalda ve yerdeki dağılımı, gövdelerinin toprağa yakın bölümlerinin kireçle boyanmaları...Tam zamanında yetişmişim. Uşak yolunun karşısına geçtik. Burada da aynı sorun var. Kara yolu yapanların gözlerini yol bandı kapatmış. Antik kentin içinden karayolu geçirme cehaletini göstermişler. Karadeniz sahil yolunda da kaç tarihi eser yıkıldı kim biliyor. Buna karşın bölüm biraz daha korunabilmiş görünüyor. Pazar yerleri, tuğla ile yapılan su boruları, alanların ve banyoların düzenlenişi, sütun-başlık işçiliği, mozaik ve duvar motiflerindeki titizlik, gerçekten bu kültürlerin çok gelişmişliğinin kanıtı. Ama 2007 yılına değin yıkımlara soygunlar katan kafalardan, söyleyecek söz bulamadığımdan, geçmeyi doğru buluyorum. Akşam karanlığı basarken bekçinin uyarısına gerek kalmadan ayrıldık. Gazete bayiinde Salihli'li olan arkadaşım Salihli simiti ile çay ikram etti ki, mutlaka öneririm. Akşam söyleşi ve sarmaşlarımızın tadı başka oldu tabi. Yarın yine bir sürprizle çok ama çok keyiflendim. Akhisar yönünde Gigia Gölü’nün (Marmara Gölü) güneyine doğru ilerliyoruz. Düm düz bir yol, bir çiftliğe gelince eğrilmiş. İlerledikçe 90ı bulan tümülüsler görülüyor. Bunlar kral mezarları ve bu bölgeye Bintepe diyorlar. Yöredeki zeytin fidelikleri düzenlemesi de ilginç görünümler oluşturmuş. Özel fotograf çekme alanlarındayım hissi duydum. Güneş yoktu, önemli bir görselliği kaçırdım. Yeniden gelip çekmeli kalıntıları. Bozdağ’a sırtını dayayan Salihli'de kaplıcalar da bulunmakta ve merkeze uzaklıkları 2 km.dir. Burada konaklayabileceğiniz küçük odalar ile yiyecek, çocuk oyun parkı ve havuzlar da var. Önerilecek yerlerden. Salihli’nin mesire yeri bu dağlardır. Salihli odun köftesini unutmayınız, birde kirazını. Ayrılınmaz yerlerde oturanları kıskanarak ayrılıyorum. Demir yolu ile ulaşım kolaylığı var. Otobüs ile ayrılacaksanız Istanbul’a akşam ve sabah otobüs bulunduğunu söylemeliyim. Bu bölgeyi anlatan yazı ve fotograflarımı www.tsanat.com web sitemden inceleyebilirsiniz. GÜZELLİKLE Şakir SAĞLAM
|