|
Sisdağı
FotoALBÜMÜ Görelim
Sisdağı bana bakar...
Görele, Eynesil ve Şalpazarı ilçe sınırları içerisinde bulunan Sis Dağı, Doğu Karadeniz sıradağları'nın uzantılarından biridir;
Giresun ili Görele ilçesinin sahile 40 km. mesafedeki en büyük dağı olan Aladağ'ın en yüksek tepesi Alimeydan (Sis) Dağı 2182 yüksekliktedir.
SİSDAĞI YAYLASI 1850 m yükseklikte bulunan yayla, bu sıradağların üzerindedir. Sisdağı yaylasına Trabzon'dan, Giresundan ya da Gümüşhane'den ulaşılabilir. Yaylaya en kolay Beşikdüzü-Şalpazarı Karayolunu takiben, Geyikli Beldesinden geçilerek Şıhkıranı yolu ile ulaşılır. Giresun-Eynesil yakınlarında sahilden içeri giren yaklaşık 40 km.'lik köy yolu ile gidilebilir. Ayrıca Tonya'ya 24 km. mesafedeki Erikbeli Turizm Merkezi'nden sonra batı yönünde gidilerek 25 km’lik toprak yolla da ulaşılabilir. Altyapı hizmetleri bulunmaktadır. Her yıl Temmuz ayının 3. Cumartesi günü yapılan "Sis Dağı Şenlikleri" yöredeki çok sayıda köy ve obadan gelenlerin katılmasıyla kutlanır. OTÇU HAFTASI Yaylaya gidebilmek için, yaz başlarında hazırlık gerekir. Önceden hazırlık için gidilir, karalahana ve benzeri yiyeceklerin ekimi yapılır. Sıcaklar artınca hayvanlar ve çocukları götürmek üzere, ineklere yatak yorgan yüklenir, daha genç olanlar süslenir, çanlar ziller takılır ve büyükler yönetiminde göç yapılır.. Bir bölüm insan mısır tarlalarının otlarını kazmak için köyde kalırdık. Ayni zamanda yaylaya çeşitli tüketim maddeleri de gönderirdik. Önceleri yaya ve sırtta ya da atlarla taşınırken, şimdi artık oto trafiği artmıştır. Daha ileri boyutta olmaktadır ki, OTÇU ŞENLİKLERİ güzelliği ve heyecanını gölgemiş, OTO ŞENLİĞİ çirkinliğine dönüşmüştür. Köyde kalanların önemli işi mısırın otunu alacak, dibini güçlendirmek için toprakla destek verecek ve sık olan yerler seyrekleştirecektir. Diğer hazırlıklar tamamlanınca artık uzun zaman ayrı kalınan yayladıkilere kavuşma zamanı da gelmişitir. Yöresel giysiler, takılar çıkar sandıklardan. YETİŞKİNLER ZARİF, GENÇLER ALIMLI OLMALIDIR. HERKESİN BEKLEYENİ VARDIR. O gece, sabah gelmez bir türlü. Uykusuz kalındığı bile olur. Heyecan de, işlerin kotarılması de. İşte öyle... Saptanılan günde birlikte yola çıkılır. Çevredeki köylerin otçuları ile yollarda karşılaşınca birlikte horona durulur, sevinçler paylaşılır. Yaya gidildiğinden bazı yükler atlara yüklenir. Bazı kişiler ise binek olarak gider. İşte o atlar süslenerek yola çıkılır. Atların süsleri / korları - çanları takılır ki, sesi ta uzaklardan duyulurdu. Yaylada evi olmayan ya da gidemeyenlerin yollara çıkıp seyrederken, gidenlerin neşelerine mi ortak olurlardı yoksa hasretle mi seyrederlerdi, hala bilemem. Türkücüler, kemençeciler, davul ya da kavalcılar da birlikte olurdu otçularla. O yollar, o su başları dile gelse isterdim hep, öyle çok anlatacakları vardı ki. Yayladaki obalara girilirken anlatılması zorlaşan duyugulu anlar yaşanır. İnsanların hasretlikleri, kavuşma sevinçleri dorukta olurdu. Sanırdık ki o yolları yürüyenler biz değildik. Hala horondan kopamaz, türkülere doyamazdık. Çoluk-çocuk, yaşlı-genç horona girerdik. Bu iş burada bitmezdi tabi. Yarın Sisdağı Yaylasında asıl otçu şenliğine gidilecekti. Her köyün bir onuru vardır. Birlik, verimlilik, yetenek, zenginlikler dosta düşmana gösterilecektir. Daha da önemlisi; tüm yöredeki obalarla birlikte otçu şenliği horon halkasına katılarak o yılın mutluluğu herkesle paylaşılacak; zenginliğin çevredeki her insana yayılması sağlanmış olacaktır. Kız erkek birlikte oynanan o horon halkasına aynı anda kaç bin insan katılmış olabilir bilmiyorum. Ancak üçer beşer kemençenin ortak sesine, davulların tok vuruşlarına uydurulan ayakların- omuzların ritmi beni duyugulandırır, sevincimle birlikte gözlerim dolardı. Yine eskimiş bir gelenek olan tüfekler ve tabancaların sesleri kulak çınlatırdı. Bu aynı zamanda bir keyif ve gösteriş nedeni olarak algılanırdı. 2000 yıllarında artık jandarma işi sıkı tutuyor da bu masrafları yapanlar az görülüyor. Horon dışında yaylada yapılacak işler de vardı: Mutlaka et kavurması yenecek, soğuk su içilecek, topurlar üzerinde çıplak ayakla gezilecek ve yatıp yuvarlanılacaktı. Ki böylece yaylanın tadı çıkarılacaktı.
Uzun yılların gelenekleri olarak sürdürülen bu özellikler ve güzellikler giderek azalmaktadır. Hatta şenlik bitip arkanıza baktığınızda bir plastik poşet ve atık kağıt deryası ile karşılaşma olasılığı da büyüktür. Sis Dağı Yaylası Bakanlıkça Kış Turizmi Merkezi ilan Edilmiştir. Sis Dağı "C statüsünde Milli Park" olarak korunmaya alınmıştır. İki şiirimi de buraya alayım, mani türünün yineleme usulü ile düzenlenmişitr. sisobası
sisobasına varır çamannı’nın yolları görenler gençleşiyor sisdağı’nda karları
döndüm çocukluğuma ararım oraları acaba hangi yaz içeceğiz kan davası olmadan erkeksu'dan suları erkeksu'dan suları oy türkelli
oy türkelli dediğim beşikdüzü köyüdür çay ile trabzon’a fındığın türkiye’ye söylenen türküsüdür
sis dağı gelinidir kadırga uzun aşkı dünya’ya kemençeden açılan bir öyküdür açılan bir öyküdür
|