panorama6zigana

Türkelli'den Tünya'ya bir damla T...

tlogo08r

 

imza2r

anasayfaTresimleridesenfotoheykelşiirdüzyazıkitapözlü sözafişmüzikkavallinkler

 

          SANATIM ÜZERİNE

Doğadaki zıtlıklar sanatımın temelini oluşturuyor.

          Zıtlıklar, bir düzen içinde dengelidirler. Denge, sanatımın vardığı yetkinliğin diğer adıdır: Zıtların bütünselliği

          Biçim-renk dengesi ile içerik dengesidir bu. ‘ Ben’deki biçim-renk dengesi, içerik ile bütünlenir. İçerik ’ben’ deki- lerin dışavurumudur.

          Biçimlerdeki zıtlıklar hareketli biçimler ile düz biçimlerdir.

         Hareketli biçimlerin içi ton zıtlığı, miktar zıtlığı, sıcak-soğuk zıtlığı ile doludur. Düz biçimler kendi içinde zıtlık taşımaz. Hareketli biçimlere zıttırlar. Zaman zaman uyum içinde olabilirler. Bu kez zıtlığı, düz biçimlerin içindeki  hareketli elemanlar sağlar. Zıt olan bu biçimler aynı zamanda birliktirler. Resmime can veren  bu kandır.

          Kompozisyonun bütününü ise, boş-dolu zıtlığı kurgular.

          İçerik, biçimi sarmalar. Ona can kattığı ölçüde bütünselleşirler, yetkinleşirler. İçerik, yaşamdan anlardır.

          Sanatımdaki biçimlerin-elemanların figür-süz-lü olması anlatımımı etkilemez. İzleyicim ile ortak noktamın olması, bu noktada buluşabilmem tercihimi belirler. Bu sanatımdan ödün değildir.

          Gelecekte yapacaklarım hakkında şimdiden sözüm olamaz.

          Ancak hayallerime sınır-sansür uygulamadığımda üreteceklerimin çapı büyüyecektir. Üreteceklerime birikimim yön veriyor

          Çalışkanlığım kendime saygımdandır.

          Ürettiklerimde sorumluluk bana aittir. Eleştiriye evet, hesap vermeye hayır.  İç hesaplaşma çerçevesinde, salt kendime hesap veririm.

 

 

 

 

          İlk dönem resimlerim ( 1965 / 1990 )

          Bu dönemde ilkokul öğretmeni olarak köylerde çalıştım. Köy yaşamından gelen biri olarak köy resimleri   yaptım. El sanatları, taş ustalığı, mobilyacılık, marangozluk  ( baba mesleği ) üzerine  çalışmalarım oldu. Kente inince de tabelacılık yaptım.

         Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümünü bu birikimle ve 12 eylüle giden dar yollarda tamamladım. Elbette resimlerime etki edecektir.

         Bazı resimlerime yer vereyim...

        1965 yılında Trabzon İlköğretmen Okulun'da Fatih sergisindeki Fatih adlı resmimle başlayan süreç...

 

fatih 1965

kırmızı at
köylü kadın

  delikanlı                                model

          o da gençti
   

 

          soyut lirik dönemim ( 1990 / 1997 )

          Soyut sözcüğü, figürsüz olarak anlamlandırılırsa kanımca doğru olur. Çeviri zorlukları  /  yanlışlıkları nedeni ile anlam karışıklıkları olmaktadır.

          Benim figürden  anladığım; yaşamdaki tüm anlaşılır - tanıdık - algıladığım nesne ve varlıkların biçimleridir, GÖRÜNÜRLÜKLERİDİR.

            Soyut ise;  bilinmeyen -  var olmayan biçimleri, yeniden yaratılan biçimleri belirleyen, tanımlayan  sözcüktür.

            Benim soyut lirik çalışmalarım bu anlayışın bütünlük sürecidir.

 

 

       Ama  sanatın süreci kendi mantığı içinde yol alıyor. Bu sürec icinde, insan da kendi sürecini sürekli sorguluyor. Bu hesaplaşma, sana ait olan ama tarihsel sürecin göz ucuyla incelediği, farklı yargılarıyla da açıklanabiliyor.

       Farklı bir süreç, bambaşka bir heyecan, denemenin sonsuz tadı...

       Figürü, içerdeki hareketi-enerjiyi aramaya, yakalamaya sınırsız açlık...

 

 

      

       Figüratif Dönem Resimlerim (1997-2000)

          Figüratif resim yapmaya karar vererek bunu da bir manifesto ile saptamak benim için önemli elbette.

       Çalışmanın önemi, soyut bir sürecin bitimine karar vermekti. Bu süreci tanımlamak ve ne yapılacağını şaşırmadan ortaya koymak...

 

 

 

   
 

         Tsanat  / T resimlerim 

         T resimlerim yaşamda yerini alıyor.

         T üzerine kuramsal / duygusal yaklaşımların olması doğaldır. Sanatın kesinliği yoktur.  Kurallar ise yıkılmak için var. Yine de sanatçı, estetik kuramını kurmayı sürdürecektir.

T resimleri   için klikleyiniz

 

              SANATTA BİÇİM İLE İÇERİK

              Sanat, biçim ile içeriğin dengesidir.

              Böyle bir kesinlik kime göredir?  Tartışıldı yüz yıllardır,  tartışılacak daha.

               Sanatın her disiplini için biçimsel sorun aynı görselliği taşımaz. Görsel sanatlarda da farklıdır. Örneğin resimde iki boyutlu, yontuda üç boyutludur...Kullanılan araç gereçlerde de farklılıklar yaşıyoruz. Bu farklılıklar sanatın doğası gereğidir. Ben biçimsellikle uğraşırken, resmin dış biçimine yöresellik boyutunu katarak :

             Türkelli - köyüm,

             Trabzon - ilim,

             Türkiye - yurdum olunca, bu harfi kullanmaya karar verdim

         T resimleri böyle oluşmaya başladı. Önce içi boş bir çerçeve belirdi....Sonra içinde figürler yer kapma yarışına girdi...Elbet - motiflerin hakkını da yemeden - yöreselliği figür resmi verebilirdi...

         Kişiselliğime de uygun bu...

 

 

        -BİR ANAHTAR DAHA-

         Sanatın çağ içinde gelişimi bireysel ataklara bağlıdır da denebilir. Bu atakları çağın dürtüleri de belirleyebilir. Sanatın / sanatçının çağı etkilemesi de gerçekçidir. Süreçte her iki etmenin birbirini tetikleyebilmesi karmaşıktır. Her ikisi de olabilir. Tarihte örnekleri de var.

         T kişisel bir seçim. Kişisel  özgürlüğü kullanmanın, sorumluluk duymanın, sezginin, ilerici özün dışa vurumu. Dış biçimle iç biçimin sanatsal uyumu  düşünülerek, daha özgün form  arayışı. Bu nokta son değil. Ayrıca bir / iki / üç /  dört resimle anlatmanın zorluğu / tedirginliği /  keyfini de yaşamak.

        Biçim hala figüratif. Figür resmi mi, figürsüz resim mi değil günün sorunu . Günümüzde bu tartışma gereksizleşmiştir. Bu nokta figürün anlatımını da açıklar. Benim seçimim  sanat elemanlarının kullanımı ile ilgilidir. Sorun figürün özgün anlatımıdır: Kurgu, figürün yapısı, renk, izleyeni kavrayış, açıklık, yönelim…

         Bu yönleri ile bakıldığında, minik bir anahtar  daha kullanmaya başlayacağız…T nin köşeleri, okları, yöneldiği biçim - renk  kütlesi nereye ayarlanmış. Gözünüzü hangi lekeye / kurguya döndürmek / baktırmak istiyor. Ritmik, devinimli, lirik  bir renk kütlesiyle  kan basıncınızda ne değişiyor? Farkında mısınız?

         Sorular sormaya başladınız mı ?

 

 

         Sanat tarihinde çoklu tuval kullanımı

           Resim, geometrik biçim olarak dörtgendir.

        Günümüzde daire, üçgen, oval biçimler de kullanılmaktadır.

        Rönesans’ ta, dörtgen olan biçimlerle çeşitli denemeler yapıldı. İki tuval  yan yana, alt alta birleştirildi (dipdik). Üç tuval ile de farklılıklar oluşturuldu (tripdik).

        Ancak bunların tümü sonuçta dörtgendiler

.

        Benim kullandığım tuvaller ise dörtgenin dörtgen ile; dörtgenin yarım daire ile birleştirilmesi sonucu  T  oluşturması ilkesine dayanıyor.Tek tuval olabilir, iki-üç-dört tuval birleştirilebilir.

        Bu farklılığı nedeni ile, sanat tarihinde bir ilk, T resimleri.

 

 
 GÜNCEL
 Duyurularım
 Fatma YAVUZ röportaj
Trabzon sana... yeni
 K/Yenice festivali yeni
 Z.SAKA söyleşi-2 yeni
 Z.SAKA  söyleşi-1
Özhan ÖZTÜRK röportaj
Şerif KARATAŞ röportaj