panorama6zigana

Türkelli'den Tünya'ya bir damla T...

tlogo08r

 

imza2r

anasayfaTresimleridesenfotoheykelşiirdüzyazıkitapözlü sözafişmüzikkavallinkler

 

  şiir nedir dense... 

bir çocukluk rüyası..

               bir gençlik şavkı..

               bir delimseklik..

               bir haykırış..

               bir direniş..

               bir masal..

               bir aşk dillenmesi..

               bir dünya kuruş..

                    *çocukluğunun dilini bulan..

                    *yöreselliği yakalayan..

                    *öncesini sonrasını tanıyan..

                    *esinlerden uzak..

                    *aklı başında..

                    *yaşadıkları ile tanıklık yapan..

                    *kişisel imge dünyasını oluşturan..

                    *sanatın ırmağına ‘ben’ini katan..

                    *dünya kültür köprüsüne varan..

                    *’zıtların dengesini’ kuran..

                    *yaşayan bir şiir...

 

şiir dosyalarım üzerinde çalışıyorum...

oy türkelli

 

oy türkelli 

oy türkelli dediğim

beşikdüzü köyüdür

çay ile trabzon’a

fındığın türkiye’ye

    söylenen türküsüdür

sis dağı gelinidir

   kadırga uzun aşkı

dünya’ya kemençeden

açılan bir öyküdür

açılan bir öyküdür

 

gizli oyunlar

bilemezdik dünyanın

küresel olduğunu

zaman acımasızca öğretti

para ile imanın ne işlere yol olduğunu

gördük

büyüdükçe küçülenleri

gençliğin gizli oyunlarla

sararıp solduğunu

sararıp solduğunu

 

      atkıranı

         - masal oldu ya-

atkıranı tepesi                   

değerli kayaları

mühendisler                       

fabrika kurulacak demiş       

 kaç kişiye iş ile aş   

 yoksa kızlarımız

evde kalacakmış

çıkarcılar sarmadan

köyün gündoğumunu

toplanarak köylüler         

günlerce söyleştiler             

masal değil bu  gerçek                  

komşu köyleri bile

ilgilendirecek   

gibi çok şey söylediler

değerini anladılar kısa sürede      

fabrika ile olur demokrasi  

fabrika olsun hemen         

çözeriz kaygıları              

 çözeriz  kaygıları

 

güvende

 

güvende sorgulasın

akraba saygısını

uzak yakın demeden

unutman kaygısını

cehaletle

            yoksulluk

ezdi geçti yurdumu

akraba da  bilemedi olanları

savruldu türkiye’ye

                   dünya’ya 

zaman artık öğretiyor kısa yoldan

yaşanan türkülerle

kayıpların yasını

          kayıpların yasını

 

 

 

 

 

 

GÖÇ

 

        enflasyon

     gel beyazım

     çiçeğim

     bilen ve susma artık

   yaşamın gerçekleri           

   ayna gibi önünde

   yalancıların yaşları kadardır 

   enflasyondaki yırtık

  enflasyondaki yırtık

 

                    kar yağsa da

ne olur kar yağsa da

kar yağsa da sevdiğim

dünyamın serin güzelliklerinde

seninle yaşamaktır dileğim

 okyanus dalgalarınca

kar soğukluğunca diri

kapalı yollar kadar sakindir

sıcacıktır yüreğim                

sıcacıktır yüreğim

gözlerine dalınca

gözlerine dalınca

yüzerim mavisinde

tüm coşkumla renklendiririm  

resim olur

emeğimizde

huzurlu derinliğine

uçarım

yuvarlaklığında engin bulutlarının

karardığında

          kabardığında

kocaman dalgalarına karışır

dinlenirim limanında

gözlerine dalınca

gözlerine dalınca

                                                                      

fındık para etmedi

 

fındık para etmedi

bu yıl dalda kalacak

onursuzluk sayılmakta yoksulluk

ırgatlık köle yarısı

kim ne derse dedi

çölde kalmaktır kulluk

çatlasan da okunacak

yanık yanık durma öyle

çiğnetme yüreğindeki çiçeği

aşklar var yaşanacak

aşklar var

SÖZ

ayazda kar yağmaz

ayazda kar yağmaz

bekleme boşuna sarınmak için kara

ayazda kar yağmaz bil

insanlığı daha çok üşütecek bu ayaz

kara değil

şiire

      bilime

sarın ki korunasın

sarın gecikme

korunmak için

yüzyılların üzerimizdeki ayazından

sarın insana

hemen

          şimdi

                   bekleme

bitsin artık bu yara

bitsin artık bu yara

 

çaresizliğim

 

çaresizliğim gülüm

sürekli yakınımda

o kararsızlık

     o işsizlik

           o açlıktır canımda

kuş kanatlı gözlerim

    copları görür

         kelepçeleri bilir

            hapislikleri tanır da

o korkudur

      o suskunluktur

             o ihanettir yakınımda

ölümdür çaresizliğim

elimi kolumu bağlasın diye

yaşatılır kanımda

çaresizliğimin kanlı elinden

kurtulmalıyım

        kurtulacağım

olmamalı kınımda

olmamalı kınımda

 

namus

nedir ki  namus dediğin                                          

kimine göre öyle

belden aşağı

          eline-diline-beline

kimine göre böyle

yok ki kemiği dilin

2000 geldi geçiyor

öyleyse diyor         

      bey-nim

             yü-re-ğim

namus odur ki

     insanı severek

    atacaksın adımını

    çalışkan olacaksın

    sapasağlam yapacaksın işini

    umudunu savaşlar yenemeyecek

yalnızca

           sömürüye karşı kavga edeceksin

oysa bak bir kaldır başını

namus kaça gidiyor

namus kaça gidiyor   

 

kadırgaya yukarı

 

kadırga’ya yukarı

türkü çağırır kızlar

kemençenin sesine

ses verir on yedisi kızların

çıkınca taşoluk tepesine

ses bulur oğuz obası

     başkentimizde çöreklenen

        güzgönüllü göbekliler

              anlaşırlarken ımf ile

kadırgaya’yı da kaplayan

kapkara sisleri giremezdi elbet

kızlarımızın sevdalı türkülerine

           

cepler yanık kokusu

dayanabilir mi başı dumanlı dağlar

ertelendi sevdalar

ertelendi sevdalar

 

SORGU

çiftçi elbette sorar

 

çiftçi elbette sorar

gübrenin fiyatını

ürettiğini

      alacağını

             satacağını

                         kalanı

çocuklarıdır yurdu

bilmez bir politikacı gibi

ülkenin fiyatını

ülkenin fiyatını

 

 

şarkılarını güneşe kat

 

ses dağların kat kat

       ses dağlarını güneşe uzat

güneşin  ışıklarındadır

       tüm renkleri seslerin

ses dağların kat kat

       seslerini seslerle buluşturup

şarkılarını güneşe kat

şarkılarını güneşe kat

 

içim dolu kırıklar

 

içim dolu kırıklar

yıllarla çoğaldılar

zincir takarak göz darbeleri şoklarına

ses çekiçlerine sap odular

dil yaralarının dostluğu ile

içimdeki kırıklar kuyusunu

işkencecilerin hasta mutluluğunca doldurdular

dil kırıkları

    ses kırıkları

         göz kırıkları

yıllarca çoğalsa da

asla kök bulamazlar

asla kök bulamazlar

seksenbirin yıkımları

seksenbirin yıkımı

yeni göründü işte

dolmabahçeden çevrilenler

yirmi beş yıl sonra 

ülkemi çizen postalların içinde

tüm güzellikleri ezerek

taksim kimsesiz

beyoğlu ıssız

      bırakıldı

trafiksiz yollardan ulaştılar taksime

      salyaları yayıldı

         beyoğlunun boyalı derisine

 

her şey akarında çözülür  be yurdum                     

gün ola harman ola

kangrene bıçak atarsın sen

bir hayır var bu işte

bir hayır var bu işte

 

çoban kavalım ile söyleşi

kaval

çiseli yaz günleri

kaval ile tanıştım

mezereye geleli

saçlarımda binlerce sis boncuğu

sis ormanında uçaktan bakar 

korkunun gözleri

dağda otlatırken inekleri

katıksız mısır ekmeği

çilelidir çileli

olsa da

 dostluğumuz sonsuza

 kavalımı deleli

 kavalımı deleli

 

dertlerim türkülerim

dertlerim türkülerim

    türkülerim söylerim

bin ah etmek tuz biber

    türkülerim söylerim

başım eğilmez öne

    türkülerim söylerim

ağlamam vara yoka

    türkülerim söylerim

kavga gelsin hoş gelsin

    türkülerim söylerim

yaşama kafa tutup

    türkülerim söylerim

üretir bilirim ki

emeğin günü gelir

türkülerim söylerim

türkülerim söylerim

 

 GÜNCEL
 Duyurularım
 Fatma YAVUZ röportaj
Trabzon sana... yeni
 K/Yenice festivali yeni
 Z.SAKA söyleşi-2 yeni
 Z.SAKA  söyleşi-1
Özhan ÖZTÜRK röportaj
Şerif KARATAŞ röportaj